Sarımsak

SARIMSAK

(GARLİC)

 

 

 

İçeriğinde kalsiyum, demir ve folat bulunur. Mangan, magnezyum, po­tasyum, selenyum, çinko ve fosfor minerallerini de daha az olarak barındı­rır. B1 vitamini (tiamin), B2 vitamini (riboflavin, B3 vitamini (niasin) ve vita­min C açısından zengindir. Bileşimini % 84 su, % 13 organik maddeler ve geri kalan kısmını da inorganik maddeler oluşturur.

Sarmısağın faydalı etkilerini göstermesini sağlayan en önemli kimyasal içeriği Allicindir. Sarımsak parçalandığı zaman allicin açığa çıkar. Allicinin antibiyotik etkileri çok önemlidir. Hem virüs hem bakteri hem de mantarla­ra karşı etkilidir. Bağırsak parazitleri, AİDS’e karşı da etkilidir. Sarmısağa ta­dını veren Kükürt (S) mineralidir. Kükürt, normalde saf halde vücut için ze­hirli bir mineraldir. Ancak çeşitli bileşikler halinde bulunduğunda çok fay­dalıdır. Hücre yenileyici, yani rejenere edicidir. Sarımsaktaki etkili olan di­ğer kimyasal bileşikler, diallil-sülfid, allil-sülfürdür. Hem allicin hem de di-allil-sülfid ve allil-sülfür aynı zamanda kükürtlü bileşiklerdir. Beta karaten ve kafeik asit de içeriğindeki diğer kimyasal maddelerdir.

Mide asiti, sarmısağın kimyasal yapısını değiştirir. Bağırsaklarda, faydalı olan bileşikler güzelce emilirler. Allil sülfür, hücrelerin bölünme dönemle­rinde daha etkilidir. Bu nedenle kanser hücrelerine zarar verir. Normal hüc­relere ise faydalıdır.

Taze sarımsak parçalandığında, diallil-sülfid de açığa çıkar. Sarımsak parçalandıktan sonra, kimyasal bazı reaksiyonlar oluşur. Bu reaksiyonlar ne­ticesinde diallil sülfid meydana gelir. Eğer sarımsağı parçalamadan direkt olarak pişirirsek, bu kimyasal bileşiğin oluşması mümkün olmaz. Bu neden­le bu reaksiyonların tamamlanması için, ezip veya parçalayıp, 15 dakika ka­dar bekleterek sonra pişirmek uygun olur. Tıpkı allil-sülfid gibi, diallil-sülfid de kanser hücrelerinin üremesine engel olur. Normal hücrelerin ise sağlıklı şekilde yenilenmesine katkı yapar.

Sarımsak parçalandığında iki enzim açığa çıkar. Bu enzimler, alliinaz ve al-liindir. Bu enzimler etkisiyle allicin oluşur. Emilerek kana karışan allicin, kan­da çok kısa bir süre kaldıktan sonra etkisiz hâle gelir. Normal hücrelere zarar vermeden kanser hücrelerine zarar vermesinin diğer bir sebebi de budur.

Damar sertliği, yani aterosklerozda, hem kolesterolü trigliserid ve şekeri düşürmesi, kanı sulandırması, pıhtılaşmayı azaltması hem plakları eritmesi hem de damarları genişletmesinde faydalı olduğu birçok araştırmada göz­lenmiştir. Kolesterol yüksekliğinin en önemli sebeplerinden olan kan Ho-mosistein düzeyini de düşürür. Sarımsaktaki hidrojen sülfid, damar hücre­leri arasındaki sinyal iletimini sağlayan ve kalbi koruyucu bir kimyasal mad­dedir.

Sarımsaktaki Allium sativum maddesi, soğuk algınlığında faydalıdır. Hem kuru hem de balgamlı öksürükte faydalıdır. Allium sativum, aynı za­manda kanı sulandırıcı etki yapar. Kanı sulandırması, damar sertliğinde fay­dalı olduğu gibi, kanser hücrelerinin yayılımına da engel olur.

1858′de Louis Pasteur, sarımsakla gangren tedavisi uygulamıştır. Taze sa­rımsak, % 2.5 konsantrasyonda boğaz temizleyici olarak antibakteral etki yapmaktadır. Ağız kokularına ve istenmeyen tat duyularına da iyi gelir.

Sarımsağın antikanser etkilerini ortaya çıkarabilmek için, yaklaşık 40 ka­dar araştırma yapılmış ve bunlardan 30 kadarı başarılı bulunmuştur. Özel­likle mide bağırsak kanserlerinde, meme, prostat ve akciğer kanserlerinde iyi neticeler alınmıştır.

Chittaranjan National Cancer Institute’de yapılan araştırmalarda, sarmı-sağın cilt kanserine iyi geldiği bildirilmiş ve sarımsağın kansere sebep olan lipid peroksidasyonunu engellediği gözlenmiştir.

Sarımsak, sigara içen kişilerde ve sarımsak yiyenlerde, sigaranın olum­suz etkisini bir ölçüde azaltabilir. Sarımsak yiyenlerde, mide kanseri oranı belirgin olarak daha düşüktür. Sarımsaktaki Allil sülfür, mide kanseri riskini azaltır.Sarımsak yiyen kadınlarda, kalın bağırsak kanseri oranı % 35 azal­maktadır.

Roma Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, karaciğer kanserinde sa­rımsağın etkisi araştırılmış. % 1 konsantrasyondaki sarımsak solusyonuyla tümör gelişimi baskılanmıştır.

Sarımsak ekstresinin kanserde etkisi, doza ve zamana göre değişir. Uy­gulamadan sonra, ilk 24 saat içinde en büyük etki elde edilir. 48 saat sonra ise kanser hücrelerinin yeniden üremeye başladığı görülmüştür. Program­lanmış hücre ölümüne yol açar. Bu sadece kanser hücrelerini etkiler.

American Cancer Société tarafından, sarımsaktaki organosülfür bileşikle­rinin, beyin kanserlerinden, Glioblastoma Multiformede faydalı olduğu bil­dirilmiştir.

Organosülfür bileşiklerinden diallil-sülfür (DAS), diallil-disülfid (DADS) ve Diallil-trisülfıd (DATS) beyin tümörlerindeki en etkili sarımsak bileşikle­ridir. Bunlardan da en etkilisi DATS’dır.

Baş boyun, yemek borusu tümörlerinde, günde yarım ile 1 diş sarımsak kanserden korunmak için genellikle yeterli olur. Kalın bağırsak rektum kan­serlerinde günde 1-1.5 diş, meme, prostat, yumurtalık kanserlerinde 1.5-2 diş, böbrek hücre kanserinde, günde 1.5 diş sarımsak kanserden koruyucu olabilir.

Bekletilmiş sarımsak pkstresinde bulunan S-Allilmerkaptosistein (SAM-C) adlı suda çözünebilen kükürtlü kimyasal bileşik, prostat kanserinde etki­lidir. Kanser hücrelerinde testosteron düzeyini normal düzeyinden 3-4 kat aşağı düşürür. SAM-C ile kanserli hücre gelişimini % 70 azaltır. SAM-C, prostat kanserinde kötü bir gösterge olan prostat spesifik antijen (PSA) dü­zeyini düşürür.

Sarımsak suyu, midedeki H. Pilori enfeksiyonunu tedavi edebilmektedir. Bu nedenle, mide kanseri ve mide lenfomasında belirgin koruyuculuk ya­par.

Mesane yani idrar yolu kanserlerinde de sarımsak koruyucudur.

Cilt kanserinde sarımsak ekstresi direkt olarak kanserli bölgeye uygula­nırsa faydalıdır.

Mide kanserinde sarımsağın % 70 koruyuculuğu vardır. Değişik soğan türlerinin ise % 78-83 koruyuculuğu olduğu tespit edilmiştir. Yemek borusu (ösofagus) kanserlerinde de buna yakın düzeyde faydalıdır.

İlerisi için ümit vaat eden bir araştırma ise en ilgi çekici olanı. Araştırma­cılar, sarımsağın aktif bileşiklerini damardan veya direkt olarak tümör içine enjekte ediyorlar. Bu aktif bileşikler, daha önce tümöre tutunmuş antikorla­rına tutunuyor, kanser hücrelerini öldürüyorlar. Buna target spesifik tedavi, yani hedefe yönelik tedavi deniyor. Normal hücreler hiç etkilenmeden ilaç­ların direkt olarak kanser hücrelerini bulması sağlanıyor.

Normal hücrelerde olan enzimlerin bazıları, kanser hücrelerinde yok­tur. Kanser hücrelerinde olan bazı kilit enzimler de normal hücrelerde yok­tur. Bu da hedefe yönelik tedavinin, vücutta kolayca oluşmasını sağlamak­ta. Zaten sarımsak kullanan hastaların kısa sürede fayda görmeleri de bunu kanıtlıyor.

 

Doz

World Health Organization’s (WHO) tarafından, kanserden korunmak için günlük alınacak sarımsak dozunun 2-5 g, yani 1 diş sarımsak olması ge­rektiği açıklanmıştır. Sarımsak dişleri küçükse, 2 katı da alınabilir. Birçok araştırmada, günde 1-2 diş yeterli görülmüştür. Sarımsak yağı olarak alına-caksa, 2-5 mg gibi çok düşük dozda yeterlidir. Kurutulmuş sarımsak tozu olarak, 0.4-1.2 g, sarımsak ekstresi olarak 0.3-1 g uygulanabilir. Bu formül­ler yaklaşık olarak 2-5 mg Allicin içerir.

Sarımsak toz şekli, kapsül şeklipe göre daha etkilidir. Ancak, en etkili şekli sarımsak suyudur. Pişirilince etkisi azalır.

 

Yan etkiler

Fazla alındığında, yorgunluk, tansiyon düşüklüğü, nefes almada güçlük, kanama ve kalsiyum emilim bozukluğuna yol açabilir. Tansiyon ilacı kulla­nanlarda, ilacın etkisini daha da artırır. Metoprolol gibi beta blokerlerle, kal­siyum kanal blokerleri gibi kalp atım sayısını ve kasılmasını azaltan ilaçlar ile şeker düşürücü ilaçlar birlikte alındığında, bu ilaçların etkisini artırabilir. Eğer bu ilaçlar, hastaya yetersiz geliyorsa sarımsakla desteklenebilir. Ancak, doktor kontrolünde alınmalıdır. Sarımsağa alerjisi olanlarda kullanılmama­lıdır. Aspirin gibi kanı sulandırıcı ilaç alanlarda, doktora danışmadan kulla­nılmamalıdır.

Sarımsak yendiği zaman, içindeki kükürtlü bileşiklerin etkisiyle ağızda kötü bir tat ve koku oluşur. Bu koku, kükürtlü bileşiklerin kan dolaşımıyla akciğerlere gitmesi, oradan da nefesle dışarı verilmesi nedeniyledir.

Sarımsak yağı kullanan iki kişide, Botulizm adlı öldürücü bir infeksiyon hastalığına rastlanmıştır. Bu nedenle sarımsak yağı çok temiz şartlarda ha­zırlanmalı ve muhakkak buzdolabında saklanmalıdır. Şayet evde hazırlan-mışsa 1 haftadan fazla kullanılmamalıdır.

Hamilelerde, çocuklarda, ameliyat esnası ve sonrasında, sarımsakla da­ha çok kanama görülebilir.

 

Bu yazıda neler var?